“قال هي عصاي” (“Dedi ki: ‘Bu benim asamdır’”) ifadesinin tuhaf yorumu
Soru
Vaiz Zeyd, vaaz verirken ve şu âyetin tefsirini anlatırken: [ar]وَمَا تِلْكَ بِيَمِينِكَ يَـٰمُوسَىٰ قَالَ هِىَ عَصَاىَ أَتَوَكَّؤُا۟ عَلَيْهَا وَأَهُشُّ بِهَا عَلَىٰ غَنَمِى وَلِىَ فِيهَا مَـَٔارِبُ أُخْرَىٰ[/ar] “Ey Mûsâ, sağ elindeki nedir?” Dedi ki: “O benim asamdır; ona dayanırım, onunla davarlarım için yaprak silkerim; benim onda başka ihtiyaçlarım da var” (Tâhâ sûresi, 20:17–18) – ulu bir peygambere yakışıksız sözler isnat etti: [Güya] Allah “Mûsâ, sağ elinde ne var?
Cevap
Yüce Allah’ın söylemediği bir şeyi O’na isnat etmek büyük bir hata ve cüret, bir iftiradır. Bundan sonra kesinlikle böyle yapılmasın. İlimsiz kesinlikle vaaz verilmesin. Ancak, hak ehli bir âlimin güvenilir bir kitabı varsa, vaiz onun içeriğini doğru biçimde anlatıp aktarabiliyorsa ve cemaat de dinleyip anlayabiliyorsa, o kitabı okumakta bir sakınca yoktur.
Kaynak: Fetava-i Mahmudiyye
Önizleme. Metnin tamamı JavaScript açıkken görüntülenir.