Dârü’l-kazâ’nın (şer‘î mahkemenin) kurulması ve birinci kadı varken ikincisinin tayini
Soru
Soru: Yüce Allah, şu kerim âyette [ar]فَإِن تَنَـٰزَعْتُمْ فِى شَىْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى ٱللَّهِ وَٱلرَّسُولِ[/ar] “Bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, onu Allah’a ve Resûlüne götürün” (Nisâ sûresi, 4:59) buyurarak Müslümanlara her türlü davanın Allah’ın Kitabı’na ve Allah’ın Resûlü ﷺ’in sünnetine göre karara bağlanmasını emretmiştir. Ancak büluğ muhayyerliği (hıyâr-ı büluğ), musâhere (evlilik yoluyla yakınlık) haramlığı vb.
Cevap
Kadının sultan tarafından seçilmiş olması gerekir; sultanın fermanı (menşûr) onun için talimat olacaktır ve işte bu sayede icra gücüne sahip olacaktır, öyle ki kadının hükmünden kaçınılamaz, kaçınan kimse tazire (te’dib cezasına) müstahak sayılır. Bu durum, asıl hakikatiyle ne şimdi burada vardır ne de elli veya altmış yıl önce vardı.
Kaynak: Fetava-i Mahmudiyye
Önizleme. Metnin tamamı JavaScript açıkken görüntülenir.